Mezoterapi

7M Hastanesi > Tıbbi Birimler

MEZOTERAPİ NEDİR?

Çeşitli ilaç karışımlarının, “mezoderm”  adı verilen tabakadan gelişen; cilt, kıkırdak, kas ya da yağ dokularına enjeksiyonu işlemidir.  Mezoterapide en az dozla, sadece hastalıklı bölgeye ilaç verilmesi ilkesi esastır.  Enjekte edilen maddeler problemin oluş mekanizmasına göre farklılık gösterir.

TARİHÇESİ

Mezoterapi tekniği ilk kez Fransız hekim Dr. Pistor tarafından 1952’de damarsal ve lenfatik  bozuklukların tedavisinde kullanıldı ve tanındı. 1987 yılında mezoterapi Fransız Tıp Akademisi tarafından tıpta uzmanlık dalı olarak kabul edildi.  Avrupa’da tıbbi çalışmaların bir parçası olarak kabul edilmektedir.  Daha yakın tarihlerde ise ABD tarafından tanınmış ve uygulanmaya başlanmıştır. Günümüzde tüm dünyada pek çok ülkede yaygın olarak uygulanmaktadır.

NASIL UYGULANIR?

Kozmetik amaçlı kullanılan mezoterapi iğnelerinin uzunluğu  4 ya da 6 mm olup çok incedir. Bu iğneler ağrısız enjeksiyonlar için özel olarak üretilmektedir.  Ağrı eşiği düşük, çok hassas kişilerde işlem öncesi ağrıyı önleyici özel kremler ya da spreyler kullanılabilir veya buz uygulaması yapılabilir.  Tedavi süresi genel olarak 15-20 dakikadır.

Enjeksiyonlar elle ya da mekanik veya elektronik bir alet yardımı ile uygulanabilir. Her üç tekniğin de kendine has avantajları vardır.

Mezoterapide işlem uygulanacak bölgenin durumuna ve büyüklüğüne göre 8 – 500 arasında değişen sayılarda enjeksiyon yapılır.  Amaca yönelik olarak enjeksiyon teknikleri değişir;  0.5-1mm, 1-2mm, 2-5mm derinlikte uygulamalar kozmetik amaçlı mezoterapide en sık kullanılan tekniklerdir.

TIPTA HANGİ AMAÇLARLA UYGULANIR?

Estetik amaçlar dışında tıbbın pek çok alanında da mezoterapi tekniği kullanılmaktadır:

  • Artroz, artrit, romatizma, spor yaralanmaları

  • Astım, allerjik rinit gibi allerjik hastalıklar

  • Periferik damar hastalıları, lenfödem, varisler, varis ülserleri

  • Nörolojik hastalıklar, spazmla seyreden hastalıklar, migren; bunlardan bazılarıdır.

KOZMETİK AMAÇLI MEZOTERAPİ HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?

  • Sellulit (en sık olarak)

  • Yüz, boyun ve dekolte bölgesi gençleştirme

  • Saç dökülmesi – cansızlaşması

  • Elastikiyetinin kaybetmiş cildin (yüz, çene altı, boyun, kollar ve bacaklar) sıkılaştırılması.

  • Cilt çatlakları

  • Vücut biçimlendirmesi

  • Kırışıklıklar

  • Sigara, güneş, stres gibi nedenlerle canlılığını kaybetmiş, matlaşmış, oksidan hasara maruz kalmış cildin canlandırılması (yüz, boyun, dekolte bölgesi, el sırtı ve kollar)

HANGİ MADDELER KULLANILIR?

Enjekte edilen maddeler sorunun oluş mekanizmasına göre değişmektedir. Örneğin:

Sellülitte: Kan akımını artıran maddeler, lenf akımını uyarıcı maddeler, ödemi azaltıcı maddeler, yağ yakıcı maddeler…

Saç dökülmesinde: Dolaşımı artırıcı maddeler, saç follikülünü besleyiciler, androjen bloke ediciler…

Yüz gençleştirme için:  Vitaminler, aminoasitler, mineraller, hyaluronik asit, antioksidanlar, kollajen ve elastik dokuyu uyarıcı ve destekleyici maddeler gibi çok sayıda etken madde kullanılmaktadır.

UYGULANMA SIKLIĞI NEDİR VE KAÇ SEANS UYGULANMALIDIR?

Mezoterapi haftada bir ya da iki haftada bir yapılır. (Genel olarak vücut için haftada, yüz için 7-10 günde bir ve saç için iki haftada bir.) Haftada birden daha sık yapılan uygulamalar mezoterapinin etki mekanizması açısından gerekli değildir. Ayrıca sık uygulama yapmak yan etki riskini artırır ve hasta için pahalıdır.

Etkinlik gözlenmesi için en az üç dört seans gereklidir. Ortalama olarak sellülitte 8-10 seans, yüz gençleştirmede  4-5 seans, saç dökülmesinde 8-12 seans yeterli olmakla birlikte ihtiyaç duyulan seans sayısı kişiye ve sorunun derecesine göre değişmektedir. 3-4 seansta düzelen durumlar olduğu gibi kronik, ileri derece bir sellulitte 10-15 bazen 20 seans gerekebilir.

Tatmin edici bir sonuca ulaşıldıktan sonra idame seanslar önerilir. İdame terapiler probleme göre önce on beş günde bir, sonra ayda bir, 2-3 ayda bir olmak üzere bir süre daha sürdürülebilir.

DİĞER KOZMETİK UYGULAMALARLA KOMBİNE EDİLEBİLİR Mİ?

Mezoterapi, botoks, dolgu, peeling, ip asma, lazerle cilt gençleştirme gibi uygulamalarla kombine edilebilir ancak işlemlerin arasında belirli bir süre olmalıdır. Bu süre genellikle bir hafta kadardır.

Saç ekimi öncesi ve sonrası da mezoterapi uygulanabilir. Bölgenin dolaşımını ve beslenmesini artırarak saç ekimi tedavisine katkıda bulunur.

MEZOTERAPİ SEANSI ÖNCESİNDE HASTA NELERE DİKKAT ETMELİDİR?

Uygulama yapılacak bölgenin yıkanmış ve temiz olması enfeksiyon gelişimini önlemek için gereklidir. Aynı nedenle temiz giysilerle gelinmelidir. Yüzde makyaj olmamalı, varsa artık madde kalmayacak şekilde iyice alkol ya da antiseptikle temizlenmelidir. Uygulama bölgesinde parfüm, krem olmamalı varsa temizlenmelidir.

Sıkı jean gibi vücudu saran giysiler giyilmemelidir. Seans sonrası leke olma ihtimaline karşı beyaz ya da çok açık renkli giysiler giyilmemelidir.

Uygulama yapılacak günden 3-4 gün öncesine kadar aspirin (düşük doz dahi olsa) ve diğer ağrı kesiciler, E vitamini alınmamalı, yeşil çay içilmemelidir. Bunların alınması kanama eğilimini arttırır.

MEZOTERAPİ SEANSI SONRASINDA HASTA NELERE DİKKAT ETMELİDİR?

Mezoterapi sonrası 24 saat kozmetik kullanımı, ağır egzersiz, banyo ve duş, havuz, deniz ve güneşlenme olmamalıdır. (Epitelizan ya da antibiyotikli krem sürülebilir.)

Bölgenin temiz tutulmasına birkaç gün özen gösterilmelidir.

Güneş gören bölgelere uygulama yapıldıysa hekiminiz güneşten koruyucu önerebilir. Bu takdirde düzenli olarak güneşten koruyucu kullanılmalıdır.

48 saat boyunca iyonizasyondan kaçınılmalıdır.

MEZOTERAPİ SÜRECİNDE HASTA NELERE DİKKAT ETMELİDİR?

Vücut mezoterapisinde etkinliği ölçmek için en iyi yöntem üzerinize oturan bir giysiyi (dar elbise, tulum gibi) 4-5 seansta bir denemektir. Çünkü mezoterapi esas olarak kilo verme amaçlı yapılmaz, vücudu sıkılaştırma, biçimlendirme ve selluliti giderme amaçlı yapılır. Bu nedenle tartıda ya da mezuro ile göremediğiniz etkinliği giysinizin bollaşmasından rahatlıkla anlayabilirsiniz. 7-8 seans sonunda kilo verilmese bile bir iki beden incelme olur.

Vücut mezoterapisi sürecinde günde en az 2-3 litre su içilmesi gereklidir.  Sağlıklı bir diyet ve fiziksel aktivite (yürüme, yüzme, bisiklet sürme gibi) etkinliğin artmasını sağladığı gibi;  mezoterapi ile oluşan düzelmenin uzun süre korunması için alışkanlık haline getirilmelidir.

Cilt gençleştirme için uygulanan mezoterapiden sonra sağlanan etkinin uzun süreli olması için cildin nemlendirilmesi ve güneşten korunmasında özen gösterilmeli. Sigara kullanılmamalı ya da en aza indirilmelidir.

Sellulit tedavisi sırasında hekiminiz dolaşım bozukluğunun ciddiyetine göre ağızdan alınan dolaşım düzenleyici ilaçlar kullanmanızı önerebilir. Sigaranın dolaşım sistemine olumsuz  etkisini göz ardı etmemek gerek.

Saç mezoterapisi sürecinde hekiminizin saç sağlığı için önerdiği ağızdan kapsül, tablet ya da şampuanları kullanmanızda sakınca yoktur. Aksine etkinliği artırır. Ancak hekiminizin önermediği, önceden kullandığınız bir saç besleyici ürün ya da ilaç alıyorsanız mutlaka bildirin.

YAN ETKİLERİ NELERDİR?

Mezoterapi, tekniği nedeniyle en az yan etkinin amaçlandığı, ilaçların bölgesel olarak ve az miktarda verildiği, sistemik yan etkilerin minimal olduğu bir tedavi biçimidir.  Uygulayıcının deri anatomisi ve fizyolojisini iyi bilmesi, mezoterapi tekniklerine hakim olması yan etkilerden korunmada önemlidir.

En sık görülen yan etkiler uygulama bölgesinde geçici kızarıklık, şişlik ve bazı enjeksiyon noktalarında morluk oluşumudur.  Morlukların daha çabuk iyileşmesi için hekiminiz kremler ya da tablet önerebilir. Bir iki gün boyunca bölgede dokunmakla hassasiyet, ağrı ve kaşıntı olabilir. Yaygın kaşıntı,  kabartı gibi allerjik reaksiyonlar çok nadiren görülebilmektedir.  Allerjiye yatkın bir bünyeniz varsa bunu hekime önceden bildirmeniz, deri testi uygulanması ya da seans öncesi antihistaminik ilaçlar verilmesi gibi önlemler alınabilmesi açısından yararlıdır.  Aynı durum nikel allerjisi için de geçerlidir. İmitasyon takılara, metale alerjiniz varsa hekiminize bildiriniz çünkü bu kişilerde ilaç allerjisi olmadığı halde enjeksiyon iğnelerine karşı kızarıklık gibi reaksiyonlar görülebilmektedir.

Tedaviye uyum sağlanabilmesi için, her seans mezoterapiden sonra birkaç saat süren bölgesel bir rahatsızlık olabileceğinin bilinmesi gereklidir.  Hasta hekim arasında etkin bir diyalogun olması bu rahatsızlığın daha kolay tolere edilmesini sağlar.

KİMLERE UYGULANIR?

18 – 75 yaş arasındaki genel sağlık durumu iyi olan her bireye uygulanabilir.

Ancak vücut mezoterapisinde belirli bir kilonun üzerindeki hastaların beden kitle indekslerini (BMI) hesaplıyor,  BMI 25 değerine inene kadar önce diyet ve spor yapmalarını öneriyor, sonra mezoterapi programına alıyoruz. (BMI 22-25 arası pek çok Türk kadınının olduğu aralıktır, balık etli tabir edilir ve mezoterapi için uygundur.) Bu koşullar sağlandığında mezoterapi daha etkin oluyor,  kilo verilmesi nedeniyle sarkmış olan dokuların toparlanması ihtiyacı da seçilecek yöntemi belirlerken hesaba katılıyor.  Ayrıca kilo verilmesiyle hastanın ihtiyacı olan seans sayısı da azalacağından hasta açısından daha ekonomik olmaktadır.

KİMLERE UYGULANMAZ?

  • Son dönem kalp yetmezliği hastaları

  • Şeker hastaları (Özellikle Nph kullananlar)

  • Böbrek yetmezliği olanlar

  • Ciddi ilaç allerjisi (Aspirin vb. ) olan hastalar

  • Ciddi metal allerjisi (Krom, Nikel vb.) olan hastalar

  • Kanser hastaları, kemoterapi alan hastalar

  • Kalp krizi geçirenler

  • Kalpte ritim bozukluğu olanlar

  • Serebrovaskuler olay geçirmiş hastalar (inme, felç)

  • Hipertiroidi olan hastalar

  • Kanama bozukluğu olan hastalar

  • Gebe ve emzirenler

  • Sedef hastaları (enjeksiyonların cildi tahriş ederek yeni sedef lezyonlarını tetikleme ihtimali nedeniyle)

  • Aktif otoimmun hastalığı olanlar.

  • Antikoagulan (pıhtılaşma önleyici) tedavi altındaki hastalarda morluk daha fazla olacağından hekim ile birlikte karar verilmelidir.

  • Ayrıca işlem yapılacak bölgede viral ya da bakteriyel bir enfeksiyon varlığında, enfeksiyon düzelene kadar mezoterapi uygulanmaz.

SON SÖZ VE YORUM

Mezoterapi, dermatoloji ve kozmetolojinin diğer alanlarından biraz daha muğlak. Hakkında net bilgilere ulaşamıyoruz, yayınlar genellikle Fransızca ve İspanyolca. Aslında teknik, dozaj, etkinlik, güvenilirlik konusunda standartları oluşturulmamış durumda. On yıllardır  uygulandığından belli formüller var, kabaca birbiriyle geçinen ilaçlar saptanmış ama bilimde olması gerektiği şekilde değil. Son yıllarda kongrelerde yer verilerek bilimsel arenaya çekilmeye çalışılıyor. Yukarıda bahsettiğim gibi de bir statüsü var, Fransa tıpta uzmanlık dalı olarak kabul etmiş, ABD tanımış, Avrupa genel olarak tıbbi çalışmaların bir parçası sayıyor, bizde de Sağlık Bakanlığı mezoterapiyi kabul ediyor.

Mezoterapi adı embriyolojik (anne karnında, döllenmeden sonra, organ oluşumundan önceki dönem) olarak mezoderm tabakasından gelişen dokulara yapıldığı için verilmiş. Yoksa doğum sonrası “mezoderm” diye bir tabaka yok, yerini mezodermden gelişen organ ve dokular alıyor zaten.

Mezoterapide amaç tedavi ile enjeksiyon alanını birbirine yakınlaştırarak daha düşük dozlarda ilacı doğrudan hedefe vermek. Aslında bu, dermatologların halihazırda yıllardır kullandığı bir yöntem. Hastalığın türüne göre bir ya da bir kaç ilacı dermise enjekte ettiğimiz pek çok hastalık var: Sedef, liken, skarlar ve keloidler, akne, uçuk, aftlar, siğiller, saçkıran, zona, prurigo vb.

2005’ten bu yana uyguladığım mezoterapi; selülit, saç ve diğer cilt uygulamalarında başarısına tanık olduğum bir yöntem. Hekimi de hastayı da memnun ediyor. Mezoterapide dokunun fiziksel (enjeksiyonlar) ve kimyasal (ilaçlar) uyarımı söz konusudur. İlaçsız, boş serumla yapılsa bile iyi bir teknikle, dokuyu bir miktar canlandırma, iyileşmeyi  uyarma mümkündür. Bu etki ilaçlarla daha da artıyor. Etki görmeye görüyoruz; sorunumuz, tam olarak hangi ilaç kokteylinde hangi doz ve teknikle ne elde edeceğimizi, belli bir kesinlikle bilemiyor/öngöremiyor olmak. Kanıtlanmamış her uygulamaya kuşkuyla baksam da bu iki arada bi derede kalmış yöntemin zamanla standartlarının belirleneceğini, kanıta dayalı tıbbın onayından geçeceğini umuyorum.

Mezoterapi; bilinen en kalıcı ve etkili zayıflama uygulamalarından biri. Uygulama iğneli veya iğnesiz olabiliyor, cildin orta tabakasına yapılıyor.  Bölgesel incelme ve selülit tedavisinde kullanılan mezoterapi tedavisi özellikle karın, basen, yan simitler, sırt, diz içi, kol, arka iz bacak ve kalça kısımlarında son derece başarılı sonuçlar veriyor. Söz konusu bölgelerdeki yağ moleküllerini parçalayarak zayıflamaya yardımcı olan bu tedavi, uygulandığı bölgelerde herhangi bir acı ve ağrıya neden olmuyor, tedavinin yan etkisi bulunmuyor. Mezoterapi zayıflama dışında dışında; yaşlanma karşıtı olarak cilt bakımında, saç dökülmesinin önlenmesinde ve eklem rahatsızlıklarının tedavisinde de uygulanıyor.

Yeni Nesil PRP : cGF (Konsantre Growth Factor)

Yeni Nesil PRP

Bir çok hekim  tarafından oldukça yaygın kullanılan ve bir çok hasta tarafından bilinen  PRP “Büyüme Faktörleri- (Growth Faktörler)” tedavisinin yerini artık, çok daha yoğun “Büyüme Faktörleri ve Kök hücre” içeren CGF-CD34 (Concentrated Growth Factor - Konsantre Büyüme Faktörü) tedavisi almaya başlamıştır.

PRP yönteminde  kandaki pıhtılaşma hücreleri olan Trombosit (Platelet) hücreleri özel yöntemler ile ayrıştırılıp aktive (içlerindeki büyüme faktörleri açığa çıkarılır) edildikten sonra kullanılmaktaydı. CGF-CD34 tedavi yönteminde ise farklı aktivasyon işlemleri ile çok daha yoğun (konsantre) büyüme faktörü ve hematopoetik (kan oluşturan) kök hücre (CD-34) içeren plazma sıvısı elde edilmektedir.

 

CGF-CD34 tedavisinde, sadece büyüme faktörleri değil, CD34 adı verilen kök hücreleri de elde edilmektedir. Bu yüzden CGF-CD34 tedavisinin PRP den daha etkili bir tedavi yöntemi olduğu gözlenmiştir

 

CGF-CD34 NASIL UYGULANIR ?

Kişiden öncelikle kan alınır. Sonrasında özel ayrıştırma yöntemleri ile konsantre büyüme faktörleri elde edilir. Uygulama alanı dezenfektanla temzilenerek lokal uyuşturucu anestezik kremler uygulanır.

Elde edilen plazma ;

Direkt enjeksiyon,

Mezoterapi,

Mikroiğneleme ,

Maske içinde,

Yaraların üzerine sürülerek uygulanabilir.

Uygulama hazırlık kısmıyla birlikte toplam 30-45 dakika sürer.

ESTETİK AMAÇLI CGF-CD34 UYGULAMALARI

 Derimizin yaşlanması kronolojik yaşlanmayla birlikte meydana gelir.  Yaşlanma süreci oldukça yavaş ve kronik olarak meydana gelir. Bu süreçte genetik ve çevresel bir çok faktör rol alır ve doku tamir mekanizmaları bu süreçi çok fazla tanımazlar. Bu nedenle derimizi gençleştirmeye yönelik uygulamalarda aslında vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını taklit etmeye çalışırız.

 CGF-CD34 uygulamasında da aslında yaptığımız vücüdun iyileşme kapasitesini arttırmaktır. Bu sebeple kronik olan bu süreçte deriye yönelmeyen bu tamir hücrelerini yoğun bir şekilde cilt altına veririz.

ESTETİK AMAÇLI CGF-CD34 uygulamasından sonra nelere dikkat etmek gerekir ?

 Uygulama bölgesinin 4-6 saat süre ile yıkanmaması, temizlenmemesi ve makyaj yapılmaması önerilir.

12-24 saat havuz ve denize girilmemesi gereklidir.

Enjeksiyondan sonra anti-enflamatuvar (yani romatizmal- ağrı kesici) ilaçlar CGF-CD34 ile uyarılan doğal iyileştirme sürecini baskılayacağı için kullanılmaz.

 Ancak CGF-CD34 uygulaması nedeniyle ağrı (çok çok nadir) devam ederse Parasetamol türü ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir ya da soğuk uygulaması yapılabilir.

İlk 24-48 saat çok sıcak banyo, duş, hamam, sauna ve ağır egzersizler önerilmez.

ESTETİK AMAÇLI CGF-CD34 avantajları nelerdir ?

Dışardan herhangi bir kimyasal madde ya da ilaç uygulanmaz,

Kişinin kendi kanından elde edilen doğal bir bileşimdir,

Alerji ya da başka yan etkileri yoktur,

Bulaşıcı hastalık riski yoktur,

Kısa süreli bir uygulamadır

Etkisi kısa sürede başlar

Etkisi kalıcı ve uzun sürelidir

Uygulama kolay ve pratiktir

Hastane-ameliyathane şartları gerektirmez,

 Dolgu ve mezoterapi etkilerine benzer etkileri vardır ve bu yöntemlerle kombine şekilde de kullanılabilir.

Selülit Tedavisi

Hidrolipodistrofi yani halk arasındaki tabiri ile selülit;  sık kilo alıp verme, yanlış beslenme, hormonal bozukluklar gibi bir çok nedenden, deri altı yağ dokularının bağ dokuları arasında sıkışması ile olur. Bulunduğu bölgelerde portakal kabuğu görünümü oluşur. Kadınların büyük çoğunluğu  bu problem ile karşılaşır.  En sık görüldüğü bölgeler ; Uyluğun üst, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası, üst bacaklar ve üst kollar gibi. Selülite zemin hazırlayan çok fazla faktör var. Ancak en çok üzerinde durulanlar, genetik yatkınlık, hormonların etkisi, dolaşım bozukluğu, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam.

Selülit tedavisinde kullanılan kremler ve bu kremler ile masajlar yapıldığı gibi, ilgili bölgeye yapılacak cilt altı enjeksiyonları da çok etkili olmaktadır. Özellikle kilo verme aşamasında ortaya çıkan çatlaklar ve/veya selülit için kupa mesajları, cilt altı enjeksiyon ve akupunktur ile çok iyi sonuçlar alınmaktadır.

Bölgesel Zayıflama

Bir çok insan diyet yapar ancak hiçbir zaman bazı bölgelerinde ki yağı veremez. Özellikle uzun süredir kalça ve göbek bölgesinde bulunan yağları vermek spor ve diyete rağmen güç olacaktır. Yine akupunktur tedavileri sonrasında kilo veren kişilerde sarkmalar meydana gelir. Bir yerden sonra kilo verme işi durur. Kişi moral bozukluğu ve asla kilo vermeyeceği inancı ile diyetini de bırakır ve hızla kilo alır.  Bu aşamalarda bölgesel incelmeleri yapmak oldukça etkili olacaktır.   Bölgesel zayıflama da bir çok kozmetik ürün ve yöntem kullanılmaktadır. Etkili olanları olduğu gibi hiçbir işe yaramayanları da oldukça fazladır.

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki en etkili bölgesel zayıflama yöntemi yine kişinin kendi vücuduna bu yağları yaktırmak olacaktır. Peki bu nasıl mümkün olacaktır :  Bir akupunktur yöntemi olan elektrolipoliz ile.  Akupunktur yönteminde vücudun enerji yollarına batırılan iğneler ile vücudun kendi tedavi edebilme özelliğine yardımcı olunmaktadır. Elektrolipoliz de benzer etki ile katılaşmış yağ dokusunun arasındaki lifleri parçalamakta ve vücudun kendi kendine  bu yağların yıkması sağlamaktadır.

 

Çatlak ve Skar Tedavisi

Hepimizin ortak sorunu olan çatlaklar (tıp dilinde strialar)  dermisin, yani  derinin orta tabakasının içinde yer alan elastin ve kollojen liflerin yapısının, karşılaşılan çeşitli etkenler ile değişimleri sonucu oluşur. İlk evrelerinde basit yöntemler ile ortadan kaldırılması mümkün iken, ileri evrelerde skar tedavisi gerektirmektedir.

Çatlaklar, genellikle aşırı kilo alıp verme durumlarında,  gebelikte,  bazı ilaçların kullanımında ve hormon tedavileri sonrası, cildin en çok gerilen bölgelerinde oluşmaktadır. Hoş görünmeyen küçük çizgiler şeklinde başlar. Bu izler genelde atrofik skar adı verilen yüzeyden çökük izlerdir. Yeni oluştuklarında renkleri mor, kırmızıya yakın gözlenir. Eskidikçe renkleri açılarak gri kurşuni bir renk alır.

Çatlakların en sık görüldüğü bölgeler ise karın, göğüsler, bel bölgesi, üst kollar, bacakların ve dizlerin iç kısımlarıdır. Cilt çatlaklarının daha çok kadınlarda gözlenmesi hormonsal nedenlerinde etkili olduğunu düşündürmektedir. Özellikle doğum sonrası kadınların % 80 ‘inde çatlak oluşumu gözlemlenmektedir.

Çatlak dokusu incelendiğinde bağ doku elemanları dediğimiz, dokuları sıkı tutan ve canlılık veren doku elemanlarının azalmış ve esnek yapısını kaybetmiş olduğunu gözleriz. Bu eskime ve gevşemeyi gidermek için dokudaki bağ doku elemanlarını tekrar oluşturmak gerekir. Böylece deri daha sıkı ve canlı gözlenip çatlaklar azalır. Bu nedenle çatlak tedavisinde birincil hedef çatlak oluşumundan hemen sonra müdahale olmalıdır. Özellikle ilk 6-12 ay içerisinde tedavisine başlanan çatlaklarda başarı oldukça yüksektir.  Henüz  skar oluşumuna kadar ilerlememiş çatlaklarda kimyasal peeling uygulamaları, dermaroller uygulamaları, glikolik asit, glutatyon , hyaluronik asit, retinoik asit, multivitamin ve multimineral solüsyonları ile  mezoterapi tedavileri yeterli olabilmektedir. Ancak ileri evrelerde bulunan, derinleşmiş, skar yapısına yakın çatlakların tedavisinde,  cGF (Konsantre büyüme faktörü) ve dermapen ile mezoterapi ajanlarının kombineli kullanımı  başarılı sonuçlar sunmaktadır.

 

Saç Dökülmesi

Saç yüzyıllardır kadınlar ve erkekler için çok önemli olmuş. Özellikle eski çağlarda egemenliğin sembolü olmuş ve kadınların gücünü göstermiş. Hatta bir çok uygarlıkta saçlar ile ilgili bir sürü ikon/heykel yapılmış. Tabi bu kadar önemli olunca saçların dökülmesi, kaybedilmesi de oldukça önemli bir konu haline gelmiş.

Saç dökülmesi ne zaman önemli hale gelir? Bunu çok basit bir test ile anlayabiliriz. Saçların her hangi bir bölgesinden bir tutam (yaklaşık 20-30 adet saç içeren) saç tutulur ve hızla çekilir. Eğer elimizde 5-6 adet veya daha fazla  saç kalır ise mutlaka bir uzmana gidip tedbir almak gerekir.

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki günlük 100 tel saç dökülmesi normaldir. Saç dökülmesi tıbbi sorunlardan kaynaklandığı gibi, çevresel etkilerden dolayı da oluşabilir. Tiroit bezinin düzensiz çalışması, genetik yatkınlık (özellikle erkeklerde), kansızlık sorunları, saç derisindeki sorunlar, demir eksikliği, hormon düzensizliği gibi nedenler tıbbi sorunlar arasında yer alır. Bunun dışında yetersiz saç bakımı, dengesiz beslenme gibi sorunlarda saç dökülmesine neden olabilir. Bu yüzden öncelikle saç dökülmesinin sebebi belirlenmelidir.

 Her hangi bir tıbbi sorun tespit edilemedi ise çevresel etkenler sorgulanmalıdır. Burada  sigara ve alkol alışkanlığı, beslenme düzeni, stres durumu, saç bakımı, kullanılan saç temizlik ürünlerinin içerikleri, değişikliği,  önemli belirleyicidir.

Saç dökülmesinin başladığı erken aşamada müdahale edildiğinde büyük oranda engellenir. Altta yatan tıbbi sorun giderildiği zaman ve saçlı deri ile saçlara yapılacak bakımlar sorunu kökten çözer.

Ancak genetik yatkınlık var ise ve yoğun saç dökülmesi var ise (altta yatan tıbbi problemin tedavisi zaman alacaksa) hızlı olarak saç dökülmesin engellemek için cGF (konsantre büyüme faktörü) uygulaması yapılır. Çok hızlı ve belirgin olarak etkisini gördüğünüz bu uygulaması sonrası kullanılacak bakım kremleri ve saç dibi uygulamaları ile sonuçlar çok etkili olur.

 

Cilt Gençleştirme

İnsanın normal bedensel ve ruhsal işlevinin giderek azalması yaşlanmadır. Bunun dışarıya açıldığı yer de cildimizdir. Cildimizde başlayan yaşlanma her zaman bizi rahatsız eder çünkü dışarıya karşı ve en önemlisi de kendimize karşı yaşlandığımızın kanıtıdır. Her ne kadar ruhumuz genç olsa da, yapacak olduğumuz daha bir çok şey olsa da cildimizde ortaya çıkan yaşlanma moralimiz bozar. Peki cildimiz de yaşlanmaya neden olan faktörler nelerdir :

Zaman : değiştiremeyeceğimiz bir faktördür ve her an her saniye yaşlanmaya devam etmekteyiz.

Cilt ve vücuttaki oksidanlar : metobolizma sonucunda ortaya çıkan bu faktörler yaşlanmanın ve kanserin ana sebeplerindendir.

Güneş : 10.00 -15.00 saatleri arasında güneş ışınlarından korunmalıdır. Güneş koruyucular her iki saatte bir yenilenmelidir.

Sigara : bir çok faktörü etkileyerek yaşlanmayı hızlandırır.

Az su içilmesi : Günlük ihtiyacımız 35-45 ml/kg dır. Bundan az su içildiği zaman bağışıklık sistemi baskılanır ve yenilenme çok azalır. Çay, meyve suları ve  kahve asla su yerine geçmez.

Şeker : Bağışıklık sistemini zayıflatır. Cildin sarkmasına neden olur. Hücre hasarına neden olarak yaşlandırır. Beyaz un ve bunlardan yapılan her türlü ürün buna neden olur.

Alkol : Karaciğeri zayıflatır ve buna bağlı cilt yenilenme faktörlerini azaltır. İçeriğindeki şeker ile bir çok faktöre neden olur.

Kafein : Diüretik olduğu için nem kaybına neden olur. Buda kırışıklık oluşmasını arttırır.

Stres : Bağışıklık sistemini etkileyerek cilt üzerinde olumsuz etkileri olur.

Uykusuzluk : yeterli ve deliksiz uyku melatonin salgılanması için çok önemlidir.

Kötü beslenme : serbest oksijen radikallerini arttıran beslenme tarzı cildi bozar.

Cilt yaşlanmasının engellenmesi ve var olan yaşlanma belirtilerinin giderilmesi için beslenme sistemini değiştirmemiz, cildin gençleşmesine atkısı olacak yöntemler kullanmamız oldukça önemlidir. Özellikle dışarıdan yabancı maddelerin cildimize zerk edilmesi veya sürülmesi ne kadar doğrudur? Bunun yerine  vücudumuzun kendi kendini tamir yeteneğini kullanarak, cilt gençleşmesini  sağlamak çok daha sağlıklı olacaktır. Sadece belirli bölgelere batırılacak iğneler ve cilt altı gençleşme moleküllerinin salınmasını sağlamak oldukça etkili olacaktır. Cildimizi gençleştirmek, kırışıklıkları  gidermek, pürüzsüz bir cilt oluşturmak için kullanılacak en etkili yöntemler :

Kozmetik Akupunktur

Cilt içine (0,4 – 0,5 cm cilt içine) girilip uygulama yapılması

Cilt içerisine cGF (konsantre büyüme faktörleri) uygulanması

Fibroblast Uygulaması

 

Yüz bölgesinde gelişen kırışıklıkların onarılması maksadıyla kişinin kendisine ait deri fibroblast hücrelerinin kullanılmasıdır. Son yılların en popüler yaşlanmayı önleyici (anti-aging) uygulaması olan bu yöntem için kişinin genellikle kulak arkasından alınan pirinç tanesi büyüklünde deri parçası laboratuvarda milyonlarca sayıda çoğaltılır ve kırışıklığın olduğu deri hattı içerisine ince uçlu iğne ile enjekte edilerek uygulanır.

3-4 hafta ara ile 3 kez yapılan bu uygulama için hücrelerinizin istenen özellikleri taşıdığına dair kalite ve zararsızlık testleri (sterilite, endotoksin, mikoplazma) yapıldıktan sonra uygulamayı yapacak hekime hemen teslim edilir veya arzu edilirse istenilen bir zamanda uygulanmak üzere dondurularak saklanır. Bu amaçla bir Atigen-cell kuruluşu olan Atibank, hücrelerinizi yıllarca güvenli bir şekilde sizin için saklayarak sonraki yıllarda genç hücrelerinizi kullanmanıza imkân sağlar.

Özel 7M Hastanesi olarak kişisel verilerinizin güvenliğine büyük önem vermekteyiz

Detaylı Bilgi
Online Randevu E-Sonuç